‘Eğitim’ kategorisi için Arşiv

Devlet Üniversi

Cuma, 07 Ekim 2011

Cemal Yılmaz Demir, Samsun’a ikinci devlet üniversitesi kurulması için kanun teklifi hazırlıyor.

AK Parti Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir, partisinin Samsun İl Başkanlığı’nda düzenlenen kahvaltıda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. PKK’ya karşı yürütülen operasyonlar ve meclisten yeni geçen tezkere konusunda bilgiler veren Demir, Türkiye-İsrail ilişkilerine değindi, Güney Kıbrıs konusunda geri adım atmayacaklarını ifade etti.

Yaklaşan yerel seçimler öncesi, yerel yöneticileri ve bürokratları sert bir biçimde uyaran Demir, konuşmasının sonunda bir de müjde verdi. Samsun’a ikinci bir devlet üniversitesi kurulması yönünde kanun teklifi hazırladığını açıklayan Demir, önümüzdeki hafta meclise sunacağı kanun teklifinin Samsun kamuoyu tarafından sahiplenilmesi gerektiğini belirtti.

‘Siviller öldüğü için özür diliyoruz’ cümlesini, asla kabul etmiyoruz!
Türkiye’nin son zamanlarda içeride terör dışarıda da uluslararası ilişkiler anlamında çeşitli sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Cemal Yılmaz Demir, terörün son dönemde özellikle tırmanışa geçmesi gayretinin terörist başı Apo’nun dışarıyla görüştürülmeme kararına tepki olarak geliştiğini belirtti. Yaşanan son hadiselerin milletimizi derinden yaraladığını kaydeden Demir, ‘Siviller öldüğü için özür diliyoruz’ diyerek sanki insani bir yaklaşım gösterilmiş gibi ifadeleri asla kabul etmeyeceklerini söyledi.

Demir, “Geçenlerde işi o kadar ileri hale götürdüler ki ‘Elli tane sivil ölse bizim için bir anlamı yok, yeter ki bir polis ölsün’ anlamında çok ağır ve tahrik edici bir cümle kullandılar. Sivil olsun, polis olsun, asker olsun, masum bayanlar olsun hepsi bizim canımız ve devletin varlığını bütünlüğünü güvenliğini koruma görevi üstlenmiş memurlarımız sokakta yaşayan vatandaşlarımız dahil hiç kimsenin canına malına kastedilmesine hiçbir biçimde tahammül edemeyiz.” şeklinde konuştu.

“Yani ölen sivilse veya sivil öldüğü için özür diliyorlarsa, diğer insanın canı can değil mi ? Polis de asker de milli bir görev için orada bulunuyor. Dolayısıyla çevrilen silah; devlete, millete, sivile, askere, polise, bütün güvenliğimize yönelik bir tehdittir ve ayrım yapmaksızın reddetmek, protesto etmek zorundayız.” diyen Cemal Yılmaz Demir, devletin hiçbir biçimde çetelere ve terör örgütlerine karşı müsamahakar davranmayacağını, yöre insanını terör örgütünden ayrı tutarak, terör örgütüyle en acımasız biçimde ve her türlü çareye başvurarak mücadele edeceklerini belirtti.

‘Tezkere en geniş yetkilerle meclisten geçmiştir’
Sınır ötesi operasyon yapma yetkisinin meclisten en geniş sınırları ile geçtiğini ifade eden Demir, bu anlamda umut verici gelişmenin; Türkiye, Kuzey Irak Yönetimi ve İran arasında terör örgütü ile mücadele noktasında varılan mutabakat olduğunu belirtti.

Demir konuyla ilgili olarak; “Daha önce uluslararası anlamda bazı sorunlar yaşadık. Bölgede himayeci bir anlayış vardı. Şimdi ise bölge ülkelerinin tamamı PKK’nın bir terör örgütü olduğunu kabul ederek, mücadele konusunda da ittifak ederek mesafe almaya çalışıyor. Kısa bir zaman içerisinde terör problemini aşmanın mücadelesi içindeyiz. Hangi ifadeye sığınırlarsa sığınsınlar, hiçbir biçimde bölücü hareketlere ve eylemlere bu ülkede fırsat verilmeyecektir.

Son dönemde özellikle sivillere yönelik gelişen olaylar, orada yaşayan vatandaşlarımızın da aklını başına getirmiştir diye düşünüyorum. Terör eylemlerini gerçekleştirenlerin hayvandan da çok aşağı mahluklar olduğu bu son yaptıkları eylemlerle ortaya çıkmıştır. Mücadelemiz sürecek ve 780 bin kilometre kare sınırlar içerisinde tek bir devlet yapısı altında yaşayan 74 milyonun kardeşliği devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

‘İsrail insanlık dışı hamleler yapıyor’
Türkiye’nin son dönemde hızla büyümesinin ve gelişmesinin uluslararası ilişkiler anlamında bazı sorunları da beraberinde getirdiğini belirten Demir, ‘Sorunların temelinde İsrail yatıyor. İsrail’in bağımsız bir devlet olarak kurulmasıyla birlikte, Ortadoğu’da hep gözyaşı hakim olmuştur. İsrail bazen doğrudan kendi güvenliğini mazeret göstererek insanlık dışı hamleler yapmış, bazen de İsrail’i korumak ve kollamak bahanesiyle başka bazı ülkeler, bölgeye haksız muameleyi reva görmüşlerdir.” dedi.

İsrail’in, insanlık alemini ve barışı tehdit eden çirkin bir unsur olduğunu ilk defa yüksek sesle Türkiye’nin söylediğini kaydeden Demir, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, İsrail’in haksız uygulamalarına BM nezdinde dikkat çektiğini ve en net şekliyle her türlü uluslararası toplantıda da bu düşüncesini ortaya koyduğunu belirterek, “Başbakanımız, en son Mavi Marmara olayından sonra, Türkiye’den özür dilenmesi, şehit ailelerine tazminat ödemesi ve Gazze’ye yönelik ambargonun kaldırılması şartları İsrail tarafından kabul edilmezse Türkiye’nin İsrail’le hiçbir şekilde diyaloğa girmeyeceğini ve bu konunun kararlı bir şekilde takipçisi olacağımızı ifade etmesi, İsrail’le ilgili uzun yıllardır endişe taşıyan ancak sesi çıkmayan ülkeleri de cesaretlendirmiştir.

Bu gelişmeler, Filistin’in bağımsız bir devlet olarak dünya arenasına çıkmasını temin edecek ölçüde önemli gelişmelerdir. Bu anlamda, iyi bir yola girilmiştir.

İsrail ve Amerika’nın engellemelerine rağmen Filistin’in dünyanın tanıyacağı bir devlet olma konumunu kısa bir sürede yakalayacağını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
Güney Kıbrıs’ın, Akdeniz’de, tabii kaynak aramasının arkasında da İsrail’in olduğunu belirten Demir, “İsrail bu olaya sonradan dahil olmuş bir partner değildir. İsrail, çevre ülkeler için her zaman tehdit oluşturmuştur.

İnanıyorum ki Güney Kıbrıs’taki bu haksız uygulamaya karşı Türkiye’nin ortaya koyduğu tavır, hem Rum yönetimini hem de İsrail’i uluslararası ilişkiler bakımından belli bir çizgiye çekecektir. Türkiye, uluslararası haklarından hiçbir biçimde fedakarlık edemez.” dedi.

‘Heyecanını kaybetmiş bürokratlarla, yerel yöneticilerle çalışmayacağız’
Konuşmasında iç siyasetle ilgili açıklamalarda da bulunan Demir, yaklaşan yerel seçimleri işaret ederek, yerel seçimlerde Samsun’un tüm belediye başkanlıklarına, tüm il genel meclis üyeliklerine, tüm belediye meclis üyeliklerine talip olduklarını ifade etti.

AK Parti olarak bunu hak ettiklerini düşündüğünü kaydeden Demir, “Takdir milletimizindir. Milletimizin verdiği karar elbette saygı duyacağız. Ama gerçekten de AK Parti döneminde; gerek merkezi, gerek yerel yönetimlerde deyim yerindeyse devrimler yapılmıştır. Yerel yönetimlere çok büyük kaynaklar tahsis edilmiştir. Çok faydalı düzenlemeler yapılmış ve yapılmaya devam edilecektir.” dedi. (daha fazla…)

kötü haber

Cumartesi, 17 Eylül 2011

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, öğretmenlerin 3 ayın tamamında tatil yapmayacaklarını belirterek, “İhtiyaç duydukları kadar tatil için zaman ayıracağız ama onun dışında bir eğitim programı yapacağız. En az 1 ay süre ile öğretmenlerimizi eğitime tabii tutacağız. Onun için de hazırlık yapıyoruz” dedi. Dinçer, TRT Haber’e konuk oldu. Öğretmenlerin gelişiminin güncellenmesi ile alakalı bir soru üzerine Bakan Dinçer, ağustos ayında alınan 11 bin öğretmene yönelik yapılan eğitimi hatırlattı.

Dinçer, bu sayede yaz dönemlerinde yapılacak eğitim programları ile alakalı bir alt yapı da oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.

Türkiye’de 655 bin civarında öğretmen olduğunu belirten Dinçer, “Ben en az 3 yılda bir bu öğretmenlerimizin hem kendi mesleki alanlarındaki gelişmeleri, hem dünyadaki ve ülkemizdeki değişme ve gelişmeleri ve nihayet bizim müfredatta yapacağımız değişme ve gelişmeleri, teknolojik değişme ve gelişmeleri, hem de kendi bulundukları çevre ile ilgili ve mesleki formasyonları ile alakalı eğitime tabi tutulmaları gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“3 AY BOYUNCA TATİL YAPMAYACAKLAR”
Bunun için öğretmen yeterliliklerini tespit etmeyi planladıklarını kaydeden Dinçer, şöyle devam etti:

“Bu bazen yanlışlıkla performans diye tabir ediliyor. Bu yanlış bir kavram. Biz öğretmenlerin performansını tespit etmeyeceğiz. Böyle bir çalışmamız ve çabamız olmayacak. Ama öğretmenin yeterliliğini ve öğretmenin geliştirilmesini esas alacağız. Öğretmenin mevcut başarısını tespit ettikten sonra, o alandaki ideal yapıyı göreceğiz, aradaki mesafeyi kapatacak bir eğitim programı mutlaka düzenleyeceğiz. Yaz aylarında öğretmenlerimiz üç ay boyunca tatil yapmayacaklar. Eğer saygınlık kazanacaksak, bunun da böyle olması gerektiğini onlar da kabullenmeliler.”

Öğretmenlerin üç ayın tamamında tatil yapmayacaklarını belirten Dinçer, “Belki ihtiyaç duydukları kadar tatil için zaman ayıracağız ama onun dışında yine bütün masraflarına bakanlığımızın katlandığı bir eğitim programı yapacağız. En az bir ay süre ile öğretmenlerimizi eğitime tabii tutacağız. Onun için de hazırlık yapıyoruz” dedi.

Bunu her öğretmeni değişik illere, tatil beldelerine taşıyarak yapmayacaklarını ifade eden Dinçer, “Herkesi kendi ilinde, kendi ilçesinde, az önce bahsettiğim gündemle yapacağız” ifadelerini kullandı.

EK DERS ÖDEMESİ
Dinçer, öğretmen olmayan tüm alanlarda ek ders ödemesi uygulamasına bir ay sonra son vereceklerini dile getirdi. “Öğretmen olmayan hiç kimse ek ders ücreti almayacak, sadece öğretmenlerimiz alacak” diyen Dinçer, buna karşılık bakanlığın öğretmen olmayan diğer personelinin de fazla mesai, ek ödeme ve makam tazminatı gibi hususlar varsa, onları alacağını söyledi. (daha fazla…)

Tıp öğrencisi 11. kattan düştü

Cumartesi, 08 Ocak 2011

19 yaşındaki Nazlı P., arkadaşına ait olduğu öğrenilen 11. kattaki daireden düştü
Göztepe’de Koç Tıp Fakültesi öğrencisi 19 yaşındaki Nazlı Partalcı, arkadaşına ait olduğu öğrenilen 11. kattaki daireden düşerek ağır yaralandı. (daha fazla…)

Eşler

Perşembe, 06 Ocak 2011

Aile hukuku uzmanı Gülşen Kurt, son zamanlarda aile içinde Türk erkeklere eşleri tarafından uygulanan şiddetin arttığını söyledi.Almanya’nın Hamburg kentinde aile hukuku ve aile içi şiddet konusunda uzman olan avukat Gülşen Kurt, son yıllarda aile birleşimi çerçevesinde Almanya’ya gelen Türk erkeklerin daha fazla şiddete maruz kaldığını belirterek, “Son zamanlarda erkeğe yönelik şiddet arttı. Bugüne kadar aile içi şiddetin hep erkek tarafından yapıldığı zannediliyordu. Ancak kadınların şiddet yöntemleri daha farklı. Kadınlar şiddet olarak, dayaktan çok nafaka davası açmak, eşini evden atmak, çocukları babaya göstermemek, küfür ve hakaret ya da ‘Seni Türkiye’ye gönderirim’ şeklinde tehdit yöntemleri uyguluyor” dedi.
Almanya’da baskı ve şiddete maruz kalan erkeklerin sığınabileceği erkek sığınma evleri bulunmadığına da dikkat çeken Kurt, eşleri tarafından evden çıkarılan ve kalacak yeri olmayan erkeklerin, evsizlerin kaldığı barınaklarda yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldığını söyledi. (daha fazla…)